Labraunda

Oikoi_Building_eng.html
 

Anıtlar: Tapınak Terası

Oikoi Binası

>>shapeimage_3_link_0

    Tapınağın arkasında, batıda, bir stoa gerisinde iki odalı bir bina yer alıyor. 13 metre genişliğindeki mermer cephesinde dört tane Dorik sütun vardır. Sütunların yanlarında ve antalarda görülen deliklerden sütunların arasında madeni bir şebeke yer aldığını anlıyoruz. Dolayısıyla binaya yalnızca ön cephede bırakılan açıklıktan girilebilmekteydi.

Hâlihazırda güney anta, tamamı kuzey antadan alınmış yedi blok ile yeniden inşa edilmiştir. Bu blokların bazıları baş aşağı yerleştirilmiş. Orijinalde antada 9 blok vardı ve onun hemen yanındaki sütun ise dört tambura sahipti. Başlığıyla birlikte sütunun toplam yüksekliği 4.33 metreye ulaşıyordu. Sütunların üzerinde yer alan arşitrava ait bloklar bugün stylobatın gerisinde yerdedir. Bu arşitrav bloklarının üzerindeki Yunanca yazıtta şöyle yazılıdır:


IΔPIEYΣ EKATOMNΩ MYΛAΣEYΣ ANEΘHKE TOYΣ OIKOYΣ ΔII ΛAMBPAYNΔΩI


Mylasalı, Hekatomnos oğlu İdrieus, Oikoi binasını Zeus

Lambraundos’a ithaf etti.

ΔII ΛABPAYNΔΩI

TITOΣ ΦΛABIOΣ NEΩN IE

PEYΣ THN ΣTOAN EΣKE

ΠAΣEN TH OIKOΔOMH

KAΘ A YΠEΣXETO


Zeus Labraundos’a. Rahip Titos Flabios Neon, söz verdiği gibi

stoayı bir çatı inşa ettirerek yeniledi.

Oikoi Binasının doğudan görünüşü.

    Arşitravın ön yüzünde, yazıtın hemen üzerinde, blokların birleşme hatlarında büyük kırlangıçkuyruğu biçimli oyma yuvalar dikkati çeker. Hiçbir işlevselliği olmayan bu yuvalara bir zamanlar çift ağızlı balta biçimli madeni süsler yerleştirilmişti.

Oikoi Binasına ait TOYΣ OIKOYΣ ΔII yazıtlı arşitrav bloğu.

    Tabii bu durumda aklımıza, Zeus’un Labraunda’daki sembolünün çift ağızlı balta olduğu geliyor. Yazıtlı Dorik arşitravın üzerinde ise normalde görmeyi beklediğimiz triglif frizi yoktur. Bunu da yazıtlı blokların üst yüzlerindeki dübel yuvalarının konumundan anlıyoruz. Olasılıkla yapının, boyama bezemeli düz mermer bloklardan oluşan bir frizi vardı. En üstte, çatının hemen altında geison yer alıyordu – ki, bu geison da alışılmışın dışındaydı çünkü beklendiği gibi, altışardan üç sıra dışa taşkın küçük silindirlerden (guttae) oluşan sıradan Dor üslubunda bir yüzey (mutulus) ile bezenmek yerine düz bırakılmıştı. Yapının semer biçimli çatısı öne doğru eğimliydi ve kısa kenarlarda düz alınlıklar vardı.

    Oikoi Binasının işlevini kesin olarak bilmiyoruz. Öneriler arasında kutsal alan rahiplerinin kullandığı bir yapı, bir arşiv belki de prytaneion (meclis binası) olduğu sayılabilir. Aslında iki andron ve Doğu Stoa gibi ritüel ziyafetlerde de kullanılmış olabilir. Ancak Oikoi Binasının ana amaçlarından biri, tanrıya sunulan değerli hediyelerin saklandığı bir hazine dairesi işlevi olabilir.

Oikoi Yapısının restore edilmiş ön cephesi.

Arşitravın üzerindeki friz bugüne ulaşamamıştır ancak arşitravın üst yüzeyindeki zıvana izleri ortadaki yedi farklı friz bloğunun nerede başladığını ve bittiğini göstermesi açısından önemlidir.

Oikoi Binasının iki stylobat bloğunu birleştiren tunç kenetler. Bu kenetler orijinalde çiftekırlangıçkuyruğu biçimli zarif yuvalara yerleştiriliyor ve üzerine kurşun dökülerek gizleniyordu.

    Bugün yapının önünde kuzeyde görülen bir yazıt aslında güney odanın girişinde ele geçmişti. Bu yazıtta MS 1. yüzyıl sonlarında Labraundalı bir rahip tarafından öndeki verandaya yeni bir çatı yaptırıldığı belgeleniyor. Bu yazıt dört yüzünde de Oikoi Binasının anta başlıklarında görülen profile sahip devşirme bir bloğun üst yüzüne işlenmiştir; belki de bu blok orijinalde serbest desteklerden birine aitti:   

Daha sonra, olasılıkla Erken Bizans döneminde güneydeki büyük odanın köşelerindeki desteklere dayanan tuğladan bir kubbe; kuzey odada ise üzeri mermer kaplı tuğladan bir kaide veya sunak inşa edildi. Odanın kuzey kısmında, kapıya yakın bir yerde ele geçen çatıya ait bir tepe bloğu bugün bu sunağın üzerinde durmaktadır.

Foreword_tr.html