Labraunda

Andron_A_eng.html
 

Anıtlar: Tapınak Terası

Andron A: İdrieus’un andronu

>>shapeimage_3_link_0

    Oikoi Binasının solunda, yani güney tarafta, Andron A dediğimiz ve İdrieus (hd. MÖ 351–344) tarafından inşa edildiğini düşündüğümüz ikinci ziyafet yapısı yer alır. Ören yerindeki en iyi korunmuş durumdaki bu yapının güney duvarı, pronaos temelinin seviyesinden 7.90 metre yükseğe kadar ayaktadır. Planı açısından Andron B’nin nerdeyse birebir kopyası olmasına karşın ondan birazcık daha büyüktür: 12.26 metre genişliğinde ve niş dâhil 22.13 metre uzunluğundadır. Yapı, ön cephedeki alınlığın tepesine kadar toplam 10 metre yüksekliğe sahiptir. Andron B’den ayrıldığı en büyük husus giriş cephesindeki duvarın 1.85 metreye ulaşan sıra dışı kalınlığıdır. Duvarın böylesi kalın inşa edilmesinin sebepleri arasında yapının depremlere karşı dayanıklılığını artırmak olabilir.

   Cellaya giriş kapısı 3.70 metre eninde ve 5.70 metre yüksekliğindedir ama bugün kayıp olan mermer söveleri, eşiği ve atkı taşı yerinde olsaydı daha küçük olacağı açıktır. Gnays atkı taşlarından ikisi hâlâ yerindedir ve yere düşen ikisine ait parçalar da içeride ve dışarıda görülebilir. Düşen taşların asla yerinden kaldırılmadığı cella içinde duvarlarda kalın bir sıva katmanı dikkat çeker. Arka ve yan duvarlar boyunca ziyafet sedirleri için oluşturulmuş 1 metre genişliğinde ama alçak, hafifçe yükseltilmiş alçı platformlar vardı. Andron B’de olduğu gibi buraya da 20 kline ve dolayısıyla da kutsal ziyafete katılan 40 önemli misafir yerleştirilebiliyordu.

    Antik çağda yapının yer aldığı kesimin topografyası bugünkünden farklıydı. Yapının güney tarafında teras yoktu ve andron binası burada, bugün yalnızca üst sırası görülebilen kaba yonu taşlarla inşa edilmiş bir podyum üzerinde yükseliyordu. Yapının tamamen mermerden olan ön cephesi Andron B’de gördüğümüz gibi İyonik sütunlar ile Dorik entablatürün ilginç birleşimine sahipti. Mevcut gnays duvarların üzerinde arşitrav, tüm cephede dört metop gelecek şekilde triglifli friz ve onun da üzerinde geison tüm yapıyı çepeçevre dolanıyordu. Çatı muhtemelen mermerden kiremitlerle kaplıydı. Arşitravda yer alan yazıt bu yapıya da andron dendiğini gösteriyor. Aşağıda bu yazıtın korunmuş kısmı koyu harflerle verilmiştir:

Andron A’nın güneyden görünüşü

Andron A’nın cephesi için rekonstrüksiyon önerisi.

(T. Thieme)

Andron A’nın doğudan görünüşü

[IΔPIEYΣ EKATOMNΩ MYΛAΣEYΣ AN]EΘHK[E TON] ANΔPΩ[NA ΔII ΛAMBRAYN]ΔΩI


[Mylasalı, Hekatomnos oğlu İdrieus] andronu [Zeus Lambraun]dos’a ithaf etti.

Andron A’nın klineleri için konum önerilerini de içeren planı.

(T. Thieme)

   Yapının banisinin adı ne yazık ki korunmamıştır. Ancak mimari üslup ve kronoloji, topografik konum, epigrafik olasılıklar ve başka makul alternatifin bulunmaması gibi çeşitli ayrıntılar nedeniyle en olası bani olarak İdrieus’un adı öne çıkmaktadır. Ne var ki, baninin adı koruna gelmediği için bu iki andron yapısının adlarını Andron A ve Andron B’den kurtarıp, Maussollos’un Andronu ve İdrieus’un Andronu olarak net bir şekilde adlandırmak mümkün olmamıştır.

Dolayısıyla, daha eski tarihli andronu B, daha yeni olanı A olarak adlandırma karmaşasından çıkmanın bir yolu bulunamamıştır. Bu karışıklığın sebebi Alfred Laumonier’nin 1933 yılında birbirinin aynısı bu iki yapıyı Tapınak A ve Tapınak B olarak adlandırması ve İsveç kazı ekibinin de 1948’de çalışmalara başlarken bu iki adı miras almış olmasıdır. Kazılar başladıktan kısa bir süre sonra yapıların adı Andron A ve Andron B olarak değiştirildi. Andron B’nin Andron A’dan daha eski olduğu ise çok daha sonra anlaşıldı.

    19. yüzyılda keşfedilmesinden bu yana bu yapı, özellikle üçer tane yan duvarlarında, iki tane pronaos ile cella arasındaki duvarda ve birer tane da anta duvarlarında olmak üzere toplam on tane penceresi nedeniyle çok ilgi çekmiştir. Bu pencereler orijinalde, şimdi görüldüğü kadar, yani 1.70 x 2.10 metre kadar büyük değildiler. Pencerelerin söveleri, denizlikleri ve atkı taşları mermerdendi ve bunlardan kuzey duvardakiler hâlâ yerinde olup pencereler 1.30 metre genişliğinde ve 1.90 metre yüksekliğinde veya biraz daha az büyüklüğe sahipti. Kış yağmurları ve kardan korunmak için ahşap kepenkleri bulunduğu düşünülüyor. Her halükarda gnays duvarlara dışta beyaz sıvayla mermer görüntüsü verilmişti.

Andron A’ya ait sütun başlığının yan yüzü

Güney duvar, mermerden arşitrava kadar kısmen korunmuştur. Bu durumda kaide ve başlıklarıyla birlikte sütunların da 7.50 metre gibi bir yüksekliğe sahip olduğu anlaşılıyor. Ön cephedeki mermer stylobat korunmamıştır ama güney duvarın ön kısmında en alt sıradaki bir ek sayesinde stylobatın seviyesi saptanabilmiştir. Şimdi yerlerinde görülen ve sonradan buraya yerleştirilmiş olan sütun tamburlarından yalnızca güneydeki bu androna; kuzeydeki ise Oikoi Binasına aittir. Kısmen korunmuş durumdaki sütun başlığı ise girişin sağına yerleştirilmiştir. Bu başlığın yan tarafında görülen lotus-palmet bezemesi Andron B’deki başlığınkine benzemektedir. Öndeki verandanın kuzey kısmında üst üste duran iki friz bloğunda iki triglif arasında bir metop görülüyor. Triglif kenarlarının üst uçlarında içlerinde delik bulunan küçük çıkıntılara çelenk gibi nesneler asılarak metopların önünde durması sağlandığı düşünülüyor.

Arka duvardaki dikdörtgen biçimli niş yaklaşık 4.80 metre genişliğinde, 1.30 metre derinliğinde olup eşik seviyesinden 2.30 metre yüksekten başlamaktadır. Bu nişe muhtemelen Zeus’un heykelinin konduğu düşünülüyor. Belki de baştaki idareciler olan İdrieus ile hem kız kardeşi hem de karısı olan Ada’nın heykelleri de Zeus’a eşlik ediyordu. Maussollos’un 352’de ve Artemisia’nın 351’de ölmelerinin ardından Karya yöneticisi olan İdrieus’un neden ikinci bir andron inşa etme gereği duyduğu bilinmemektedir. Bir düşünceye göre Andron B, birincil olarak Karya Birliğindeki köylerin temsilcileri için kullanılırken, Andron A ise Mylasa kent meclisi üyeleri için ayrılmış olabilir. Aslında böyle bir yorum bize Maussollos Labraunda’daki yazıtlarında hiçbir yer adı vermezken nedenİdrieus’un kendini sürekli Mylasalı olarak belirttiğini de açıklığa kavuşturur.

Foreword_tr.html